Akder - Akışkan Gücü Derneği

Hidrolik ve pnömatik ürünler, makine imalat sanayiinin en teknolojik ürünlerinden sayılır. Bu nedenle makine sanayi gelişmeden, bu sektörün gelişmesi de mümkün değildir veya paralel gelişmiştir demek daha doğru olur. Sektörün duayenlerinden aldığım bilgiler bu ürünlerin ilk olarak fabrika malzemelerinin, bir çok değişik ürünün bir arada bulunduğu bugün hala Perşembe Pazarı olarak bildiğimiz Tersane Caddesi çevresinde ortaya çıktığını ifade etmektedirler. Yıl 1895: Bu bölgede bir Gesaryan Müessesesi kurulmuştur.

Bu yerde uzun ve çalkantılı yıllar boyunca, köy bakkalında ne ararsan bulursun misali, yerli imalat veya ithal her türlü sanayi malzemesi satışını yapmaktadırlar. Ne zamana kadar? 06-07 Eylül 1955 olaylarına kadar. O tarihten sonra bu iş yeri yine işine devam eder; ama artık ismi değişmiştir. Bugün hidrolik ve pnömatikten bahsedenlerin hepsinin ismini andığı Karasaban firması ortaya çıkmıştır. Karasaban adını yeni ortağın soyadı olan Mahmut Karasaban’dan almıştır; ama kendisi büyük ortak değildir. Büyük ortak Gesaryan ailesi başta olmak üzere, Cabi Akman ve Mahmut Karasaban yeni ortaklar olmuşlardır. Ama lider isim artık Karasaban’dır ve ilerde bu firmadan ayrılanlar sektörde önemli ilkleri başaracaklardır. Karasaban firması artık diğer teknik malzemer yanında, doğrudan hidrolik ve pnömatik ürünlerle ilgilenmektedir. Parker ürünlerinin temsilcisi olmuştur. Firma adı da 1968 yılında Karasaban Endüstri Cihazları San. ve Tic. A. Ş.’ne dönüşmüştür.Bugün bu piyasada boy gösteren bir çok firma veya kişilerin az veya çok Karasaban ile ilişkisi olmuştur. Mert Teknik-Arman Minasyan, Aydın Teknik-Selim Aydın, Alfa Pnömatik-L. Rafi Bilal gibi burada yetişmişler ve kendi işlerini kurmuşlardır.

Plastik enjeksiyonlar sektörü geliştirdi 

Sektörün gelişmesinde önemli kilometre taşlarından birisi de plastik enjeksiyon makineleri imalatı olmuştur. İmbat, Makplast, Işıldar, Kamasan, Plastaş gibi firmalar plastik enjeksiyon makineleri imal ediyorlar ve örnek aldıkları batı menşeli makinelerde kullanılan hidrolik ürünleri tabii olarak onlar da kullanmak istiyorlar. Bu şekilde de sektörün gelişmesine önemli bir katkıda bulunuyorlar. Bunlar arasında İmbat Makine firmasının kurucusu Timur İmrag adının önemli bir yeri olduğunu zikretmeliyiz. Timur Bey 1960’ların sonlarında İmbat Makine firmasını kuruyor. Bir taraftan plastik enjeksiyon makineleri imal edip Vickers veya Rexroth hidrolik elemanlarını kullanıyor, diğer taraftan da 1976 yılında Karaköy’de Rexroth firmasının da biraz zorlaması ile Hidropar firmasını kurarak bu firmanın tam yetkili temsilciliğini yürütmeye başlıyor. Bu firmada yetişenler de daha sonra kendi firmalarını kurup, sektörde önemli yerlere geleceklerdir. Hidroser, Hidropak, Teknokontrol, Entek gibi firmalar buradan yetişen kişiler tarafında kurulup, sektörde önemli yerlere gelmişlerdir. 

Yıl 1974: İmbat Makine’de göreve başlayan, 1979 yılında Hidropar’da Genel Müdürlüğe getirilen Fikret Dalkıran, gerek sektörün gelişmesine verdiği katkılar ve gerekse yetiştirip piyasaya armağan ettiği elemanlar itibariyle anılması gereken kişilerden birisidir. Aynı şekilde ve aynı yıllarda bir başka plastik enjeksiyon makine imalatçısı Işıldar Makine de ATOS markalı ürünlerin temsilciliğini alarak doğrudan bu sektöre hizmet vermeye başlıyor. Burada hidrolik pnömatik sektöründe Hans’ı (Pieper) da anmadan geçmemek gerekiyor. 1960’ların ortalarında hidrolik pres imalatçısı bir Alman firmasının montaj ve işletmeye alma çalışmaları için Sütlüce’deki yeni kurulan Arçelik fabrikasına geliyor. Hidrolik konusunda bilgili bir insan olduğu için kendisinden danışmanlık isteniyor. O da hayır demiyor; ama Almanya’daki fabrikasına bağlı tabii. Pres montajı yapımı sırasında boş vakitlerinde yardımcı oluyor, Almanya’ya döndükten sonra da gelen talepleri biriktirip tatil ayında Türkiye’ye geliyor. Hem tatil yapıyor, hem iş yapıyor. Böyle böyle sonunda Türkiye’ye de yerleşiyor. Hidropnömak firmasından Orhan Usta ile tanışıp, birlikte çalışıyorlar. 1970’lerin başında Orhan Usta’nın Hasköy’deki atölyesinde hidrolik valf ve hidrolik silindir imalatı da yapıyorlar. Bir başka anılmadan geçilemeyecek isimler de Ferit Demirer, Suat Özatay ve Süleyman Morengin olmalıdır. Bu kişiler daha önce görev yaptıkları TSK, Deniz ve Hava Kuvvetleri’nde hidrolik eğitimi de aldıkları için teknik bilgileri itibariyle emekli olunca kendi işlerini kuruyorlar ve piyasada da kabul görüyorlar. Malzeme temin etme konusunda başlangıçta değişik yöntemler de kullanıyorlar. İyi bildikleri askeri sahada, hurdaya atılan araç ve makinelerin halen sağlam olan hidrolik elemanlarını satın alıyorlar ve ihtiyaç olan yerlerde kullanıp, ticaret yapıyorlar. Bir çeşit sektörün çekirdek kurucuları oluyorlar. Karasaban firmasında ayrılan Arman Minasyan, bugün de sektörde önemli bir yeri olan Mert Teknik firmasını 1969 yılında Barkev Esayan ile birlikte kuruyor. Kendisi hala başarılı bir şekilde faaliyetlerini sürdürmektedir. Mert Teknik firmasında yetişenler de ayrı bir ekol olarak Hidropres, Helsan, Rota Teknik, O-Pak gibi kendi firmalarını kurup sektördeki yerlerini alıyorlar. Mert Teknik daha sonra özellikle pnömatik elemanlar üretimi için MAG firmasını da kuruyor ve önemli bir yerli üretici olarak çalışmaya devam ediyor. 1970’lerin başında pnömatik elemanlar üretmeye başlıyan bir başka isim daha görüyoruz. O da daha sonra Vema firmasını kuracak olan Hakkı Akçalar’dır. Pnömatik sektöründe bir üretici olarak önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Perşembe Pazarı’nda kurduğu Meka isimli ticari kuruluşunda da kendi imalatı ürünler yanında diğer ürünlerin de ticaretini yapıyor.

 

İlk seri üretim denemeleri 

1970’li yılların başında bir de Hema Hidrolik olayından mutlaka bahsetmek gerekiyor. Sektörün belki de ilk seri üretim fabrikasını Çerkezköy’de kuruyorlar. Babaları yol inşaatları mütehhidi olan; Yaşar, Emin, Ahmet ve Mehmet Hattat kardeşler, yüksek tahsilli tek kardeşleri olan Yaşar Hattat’ı bir şekilde grup dışında bıraktıktan sonra Çerkezköy Hema Hidrolik yatırımını gerçekleştiriyorlar. O yıllarda öyle 50 bin - 100 bin adet hidrolik pompa üretecek fabrika kurmak kolay açıklanabilecek bir şey değil. Şahsen 1989-2007 yılları arasında benim de çalıştığım bu kuruluşta, bu kararın nasıl verildiği hakkında çok net bir bilgi sahibi olamadım. 1984 sonrası kardeşlerinden ayrılıp bu tesisin tek başına sahibi olan Mehmet Hattat, kendisine bu soru sorulduğu zaman epeyce bir düşünüp, kolay anlaşılamayacak cevaplar verdiğini söyleyebilirim. Sonuç olarak iş adamlığı aklının, gelecek ön görüsünün sonucu olduğunu söylemek çok yanlış olmaz sanıyorum. Bugün bu kuruluşun eklenen yeni ürünlerle birlikte ciddi ölçülerde ihracat da yapan, hidrolik sektörünün en önemli imalatçıları arasında sayılacak duruma gelmiş olduğunu söyleyebiliriz. Daha sonraki yıllarda Türkiye’de makine imalat sanayii geliştikçe hidrolik ve pnömatik sektörü de ona paralel bir gelişme göstermiştir. Türkiye’nin makine ihracatı bugün 10 milyar doları aşıyorsa, bunda bu sektörün de artarak giden bir katkısı vardır. Piyasada imalatçı gibi görülmeyen distribütör pozisyonundaki bir çok firma, müşteri firmalarına proje de sunmakta ve kendi mühendisliğini de katarak imalat yapmakta ve orijinal tesisler de ortaya çıkarabilmektedirler. Bu gelişmeler dünyadaki büyük üreticilerin artık temsilciler veya distribütörler vasıtasıyla değil, doğrudan Türkiye pazarına gelmelerinin de yolunu açmıştır. Bugün Bosch Rexroth, Parker, SMC gibi dünya ölçeğinde üretim yapan firmalar kendi Türkiye şirketlerini kurmakta, hatta yatırım yaparak üretim yapma yoluna da gitmektedirler. Şimdi sanıyorum biraz da AKDER Akışkan Gücü Derneği’nden bahsetmenin sırası geldi. Özellikle 1970’lerin başında gelişmeye başlayan sektör 1990’lı yıllara gelince belirli bir potansiyele sahip olabildi ve bir dernekleşme ihtiyacı ortaya çıktı. 1993 yılında bu sektörde hizmet veren L. Rafi Bilal, Okan Keten, Arman Minasyan, Selçuk Özkul, Mayir Gaon, Ahmet Ceranoğu ve Telemak Küçükberberyan’dan oluşan müteşebbis heyet bu sektörel derneği kurmuşlar ve kurucu yönetim kurulu olarak görev yapmışlardır. 14.02.1994 tarihinde tescil edilerek faaliyete geçen dernek bugüne kadar önemli işlevler üstlenmiştir. En önemlisi daha önce birbirini rakip de görerek, pek bir araya gelmeyen sektör mensuplarını bir araya getirmiş ve müşterek konularda karar verme imkanı elde etmişlerdir. 2003 yılında Avrupa Akışkan Gücü Birliği CETOP’a da üye olunarak uluslar arası bir temsil yeteneği kazanılmış, buradan elde edilen bilgiler tüm üyelere ulaştırılarak, herkesin dünya ölçeğinde pazar ve teknik bilgi edinmesine katkı sağlanmıştır. Derneğin halen 63 üyesi vardır ve yıl sonuna kadar 75 üyeye ulaşılması hedeflenmektedir.AKDER çalışmaları ile kurulan UAGEM Ulusal Akışkan Gücü Eğtim Merkezi de 2010 yılı başında faaliyete geçirilmiş olup, yoğun bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedir.Yukarıda anlatılanlar sektörün geçmişi hakkında ancak çok kaba bir kesit verebilme durumundadır. Umuyorum ki, gelecek ay ve yıllarda belge ve fotoğrafları ile sektörün ciddi bir tarihini yazmak kısmet olur ve bu yazıyı o zaman daha net ve ayrıntılı biçimde yazmak imkan dahiline girer.

 

Yazan: Abdullah Parlar 

AKDER Proje Yöneticisi