TEKNİK EĞİTİMLERİN ÖNEMİ VE DEĞERLENDİRMELER

Dünyada söz sahibi, sanayide ve üretimde gelişmiş, ekonomileri güçlü ülkeler, nitelikli insan gücünü yetiştirmede, teknik eğitimlere özel önem vermektedirler. Uzmanlık alanım Hidrolik ve Pnömatik gibi teknik konular olduğu için, şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu ülkelerdeki nitelikli teknik insan yetiştirmedeki başarı faktörlerinden biri de mesleki teknik eğitime verdikleri rolü 21.yüzyılın teknolojisi ile bütünleştirmeleridir. Verilen mesleki ve teknik eğitimin başarısında, bireylerin teknolojiyi anlayıp kullanabilecek teknik bilgi ve becerilere, iletişim ve problem çözme becerilerine ve iş birliği içinde çalışabilecek disipline sahip olması yatmaktadır. Konuya bakış açımızı bu cümle özetlemektedir.

Dünyada mesleki ve teknik eğitim sistemleri incelendiğinde Avrupa, Amerika, Asya ve Avustralya kıtasında gelişmiş ülkeler arasında önemli ölçüde farklılıklar olduğu görülmektedir. Bazı ülkeler tam zamanlı mesleki teknik eğitim modeline ağırlık verirken, bazıları ise çıraklık eğitimi modelini uygulamaktadırlar.

Bu konuda en somut gelişmeler de ise çıraklık esaslı eğitimleri benimseyen Almanya’da yaşanmaktadır. Hatta teknoloji devi olarak görülen Japonya’daki teknik eğitim sistemi de Almanya teknik eğitim sistemi örnek alınarak oluşturulmuştur. Burada en önemli nokta, teknik alanda yetişecek bireylerin sanayi ve üretim ile iç içe olması, öğrenim sürecinin büyük bir kısmında yaparak öğrenme ve uygulamalı eğitim metotlarının öne çıkmasıdır.

Ülkemizde ise, teknik konularda iyi insan yetiştirme misyonunu mesleki eğitim veren resmi ve özel kurumlar üstlenmektedir.

  • Bu kurumlar eğitim anlamında yeterli midir?

  • Öğrenilecek her şey okullarda mı öğrenilir?

  • Bu okullar yeterli donanım ve güncel bilgiler ile donatılmakta mıdır?

  • Deneyerek öğrenme metodu faydalı mıdır?

  • Sahada öğrenilen her bilgi doğru mudur?

Teknik eğitimdeki 20 yılı aşan bilgi birikimim ve saha tecrübeme istinaden söyleyebilirim ki; ülkemizdeki teknik eğitime bakış açısı, nitelikli teknik insan yetiştirme konusundaki yaklaşımlar tahmin edeceğiniz üzere pek iç açıcı değildir.

Ülkemizde verilmekte olan teknik eğitimlerde iki farklı yöntem ile piyasanın ihtiyacı olan teknik elemanların yetiştirildiği bilinmektedir.

  • Teknik Okullar: Meslek liseleri, teknik liseler, meslek yüksek okulları ve mühendislik fakülteleri teknik okullarımızdır. İhtiyaç duyulan seviyede teknik elemanın yetiştirilmesi için bu okullarda, teknik bilgilerin verilmesi ile başlayan süreç okul atölyelerinde ve stajlarında öğrenilenlerin pekiştirilmesi ile devam edip, nihayet teori ile pratiğin birleştirilmesini sağlayacak fabrikalar başta olmak üzere ihtiyaç duyulan işletmelerde çalışmaya hazır elemanlar yetiştirilmesidir.

  • Saha Uygulamaları: İkinci yöntem ise işin içinde yetişme metodu olarak tanımlanan usta-çırak ilişkisi çerçevesinde, işin yapıldığı işletmelerde belirli yaşlarda başlanan öğrenme sürecinin işi yapabilecek seviyeye gelene kadar deneme yanılma, gördüğünü öğrenme gibi metotlar ile bilgi ve becerinin arttırılmasıdır. Amiyane tabiri ile mektepli ya da alaylı olma meselesi de diyebiliriz.

Eğitimlerle teknik olarak geliştirilecek insan kaynağı ile firmalardaki üretim durmalarından oluşan verim kayıpları da dahil engellenebildiği gibi ilgili yatırımın Toplam Sahip Olma Maliyeti (Total Cost of Ownership) de çok daha uygun olacaktır. Büyük resimde ülke ekonomimize de katkı sağlanacaktır.

Bugün; işletme sahipleri ve bakım başta olmak üzere teknik bölüm yöneticileri, konusunda uzman teknik insan kaynağına ihtiyaç duymaktadırlar. Teknolojik gelişmelerdeki artış hızı; yeni neslin öğrenme şekillerinin değişmesi, uygulamalı eğitimlerdeki araç gereçlerin modernizasyonu, eğitim ve öğretim sürecinde okulların bu gelişmelere ayak uydurmasını zorlaştırmaktadır. Bu da ancak iyi yetişmiş, yeniliklere açık ve kendini yetiştirmeye devam eden, teknolojiye ayak uydurabilen teknik insan kaynağı ile mümkün olmaktadır. 

Ülkemizde benim de bizzat gördüğüm, konusunda uzman ve vizyoner firmalar elini taşın altına sokabilmektedirler. Kendi işletmelerinde yaptıkları kalıcı yatırımlar (Hidrolik ve Pnömatik Eğitim Setleri vb.) ve eğitime gösterdikleri önem, nitelikli teknik insan kaynağı açığının kapatılması konusuna kendi güçleri nispetinde destek olmaktadırlar.

Eğitimin çalışanlar açısından pratik uygulama çalışmaları ile öğrenilip, sahada uygulanarak geri dönüşünün şirkete ve çalıştığı birime verim sağlaması, başta patronlar olmak üzere, bölüm yöneticileri ve eğitime katılanların kendisinin arzu ettiği bir hedeftir. Gerçekçi uygulamalar içermeyen bu tür teknik eğitimler ile saha tecrübesi çok fazla olmayan eğitmenlerin verdiği eğitimler ise maalesef çok teorik kalabildiği gibi katılımcılar açısından da sıkıcı olabilmektedir. Teoriden ve sıkıcılıktan uzak, eğitimin verimli, eğlenceli ve kalıcı öğrenilmesinde baş aktörlerden biri de eğitmenlerdir. Firmaların kendi tesislerinde kurdukları yatırımları kullanarak insan kaynağını yetiştirirken, şirket içindeki eğitmenin veya dışarıdan davet edilen konusunda uygulama bilgisine de sahip uzman bir eğitmenin doğru seçilmesi çok önemlidir. 

  • Eğitmenin, modern teknolojiye ayak uyduran yeni eğitim modelleri ile konuyu yeniden ele alabilmesi olmazsa olmazlardandır.

  • Özellikle yetişkin eğitimlerinde klasik anlatım tarzı kalıplarından çıkıp, sunum becerileri yüksek, görsel öğeleri öne çıkartarak, son teknolojik gelişmelerle kendini yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam eden bir birey olarak örnek olmalıdır.

  • Eğitimlerde kullandığı donanımı güncel tutmalıdır.

  • Eğitimlerde teknolojiyi eğitime dahil ederek bol örneklemeli katılımcıların da eğitime dahil olduğu interaktif bir eğitim sürecini yönetebilecek kapasitede olmalıdır.

  • Eğitmen tercihinizde, sadece işin uzmanı olan ve o işi en iyi bilen kişiler değil, bilgisini en iyi şekilde aktarabilen, iletişim ve sunum becerileri gelişmiş, modern cihazlar ile günümüz teknolojik imkanlarını kullanan eğitmenler olabilmelidir.

Toparlayıp özetlemek gerekirse; eğitim bir bütünlük içermektedir. Bu bütünlük eğitim öncesi hazırlıktan eğitim sonrası raporlamaya kadar devam eden bir süreçtir. “Bu sürecin içerisindeki en önemli faktör ise eğitimi veren eğitmen ve organizasyonun yapılmasında görev alan kurumdur.” Diyerek bir özet yapmak doğru olacaktır. 

Bu bağlamda AKDER Akışkan Gücü Derneği yeni yerimizde yeni bir vizyon ile geleceğe çok önemli bir yatırım yaptığımızı, tam donanımlı eğitim setlerinin yer aldığı uygulama alanı ile sektörün ihtiyaç duyduğu yetişmiş eleman ihtiyacını karşılamak üzere en iyi eğitimleri sizler ile buluşturmayı hedeflemekteyiz. Bu hedefler doğrultusunda 2025 yılı bizim için bir geçiş yılı olmasına rağmen Genel Katılıma Yönelik açtığımız eğitimler, firmaların kendi yerlerinde gerek yurt içi gerekse yurtdışında gerçekleştirilen eğitim hizmetleri ile bu yılı verimli bir şekilde kapattık. İleriki yıllara ise artarak devam eden potansiyel eğitim taleplerini karşılayacak yatırımlar yaptık. Bu yatırımların ana başlıkları sistemli bir yapı kurulması, eğitim araç gereçlerinin modernizasyonu ve eğitim içeriklerinin güncellenerek geliştirilmesi olarak özetleyebiliriz. 

Bu noktada son söz olarak yılı iyi kapatmış olmanın verdiği mutluluk ve gelecek yıllar için belirlenmiş hedeflere ulaşmak için atılan adımların verdiği heyecanın birleşmesiyle ortaya gurur duyulacak bir tablo çıktığını söyleyebilirim. 

Kendinize, bağlı bulunduğunuz işletmenize ve ülkemize her geçen gün değer katmanız ve gelecek dönemde iş birliklerimizin artarak devam etmesi dileğiyle… 

Sevgiyle kalın…



Saygılarımızla / Best regards

Barış ÖZGENÇ (Öz Geçmiş için tıklayın)

Makine Müh.  / Genel Sekreter 

AKDER Akışkan Gücü Derneği
0 505 050 34 23

0 555 252 64 73